5/4/2006 ·

Abur cubur raporu

Türkiye’de hane tüketimini ölçen araştırma şirketi HTP, Abur Cubur Raporu’nu hazırladı. Buna göre 2005 yılında abur cubur ürünleri için yapılan harcama önceki yıla kıyasla yüzde 19.6 arttı.

Bisküvi, kraker, krem çikolata ve şeker gibi geleneksel abur cubur ürünlerinin toplam abur cubur harcamasından aldığı pay düşerken, aromalı sütler, çocuk taze peynirleri, çikolatalar, dondurma, toz süt katkıları, kahvaltılık gevrekler ve cipsler ise en fazla büyüyen ürün grupları oldu. Pazarda en yüksek harcama payına sahip olan bisküviler bir önceki yıla göre 2.4 puan pay kaybetti ve toplam içindeki payı yüzde 22.8’e geriledi. Dondurmaların harcamadan aldığı pay ise 3.1 puan artışla yüzde 19.7’ye çıktı.

Abur cubur satın alım davranışları sosyo-ekonomik statü grupları kırılımında belirgin şekilde farklılaşıyor. DE sosyoekonomik grubunun abur cubur harcama tutarı Türkiye ortalamasının yüzde 18 altında kalırken,  AB sosyoekonomik ise grubu abur cubur ürünleri için Türkiye ortalamasına göre yüzde 36 daha fazla para harcıyor. Bu grup toplam abur cubur harcamalarının yüzde 23’ünü gerçekleştiriyor. AB sosyo-ekonomik statü grubu, diğer gruplardan farklı olarak en çok dondurma için para harcıyor. AB grubu abur cubur harcamalarının yüzde 22.7’si dondurmaya gidiyor.

Hanelerde annenin yaşı ile çocuğun yaşının eşlenmesi yöntemiyle yapılan yaşam evreleri segmentasyonuna göre Türkiye’de en fazla nüfus payına sahip olan gruplar 7-12 yaş grubunda çocuğu olan haneler. Bu haneler toplam abur cubur harcamasının yüzde 24’ünü yapıyor.

Bölge kırılımında abur cubur tüketiminde sosyo-ekonomik statü kırılımında olduğu gibi belirgin farklar göze çarpmıyor. 4 büyük bölgede abur cubur harcama artışı ortalama üzerinde gerçekleşirken, harcamaya katkısı en yüksek olan bölgeler Marmara ve İç Anadolu Bölgesi olarak görülüyor.

Yorum (yok) Yorum yaz!

4/4/2006 ·

Cola Turka Serdar Erener'i bıraktı

Grey ajanstan gelen açıklamaya göre Cola Turka reklam konkuru sonuçlandı. Konkuru Grey ajans kazandı. Cola Turka’nın reklamlarını daha önce Alametifarika yapıyordu. Bu duruma hayırdır demek istiyorum. Serdar Erener'in "Pozitif Milliyetçilik" sloganı altında yapılan reklamlar işe yaramadı anlaşılan... Bakalım yabancı orijinli bir ajans Cola Turka'ya neler katacak... Hep birlikte göreceğiz

Yorum (yok) Yorum yaz!

4/4/2006 ·

9 YTL'ye uçak bileti olursa...

Onur Air tarafından 9 YTL’den satışa sunulan yaklaşık 10 bin iç hat biletini almak için şirketin Çağrı Merkezi’ni arayanlar ile görevliler arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Bu diyalogları Onur İletişim, bir basın bülteni haline getirerek basınla paylaştı. Bültende yer alan diyaloglardan bazılarını aşağıda bulabilirsiniz. 23 Mart-30 Nisan tarihleri arasını kapsayan ve satışa sunulduktan sonra yarım gün içerisinde tükenen biletlerden almak isteyenler şirketin telefonlarının ve internet sitesinin günlerce kilitlenmesine neden olmuştu.

-Hanımefendi; sizin bu 9 YTL’lik bilet dediğiniz şey hani 8’den sonra 10’dan önce bir rakam var, ondan bahsediyorsunuz değil mi?

+ + + + +

-Antalya’ya ayın 22’sine iki kişilik yer ayırtacağım. Yer var mı?
-Var efendim hem de kampanyalı.
-Ne kadar?
-Bilet başı 9 YTL efendim.
-?
-Alo
-Kardeşim bilet ne kadar dedim?
-İki kişi 18 YTL, kişi başı dokuz YTL efendim.
-Ya, gidin işinize saçmalamayın (içeriye seslenerek) yanlış düştü numara dalga geçiyor birisi.
-Telefonu kapatır.

+ + + + +

-Ben işadamıyım. Utanırım acenteden 9 YTL’lik bilet istemeye. Böyle telefonla direkt alamaz mıyım?

+ + + + +

-Kızım İzmir’e 9 YTL’lik biletlerden istiyorum iki tane.
-Maalesef İzmir’e tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Adana’ya olsun o zaman.
-Üzgünüm efendim Adana için olanlar da bitti maalesef.
-Ya; nereye varsa ver kızım. Şu kadını ölmeden bi uçağa bindireyim.

+ + + + +

(Kampanyanın birinci haftası. Tüm biletler tükendikten sonra)
-İndirimli biletlerden istiyorum.
-Maalesef tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Yalancılar sizi.
-Bineceğim uçağa. Bağıracağım ‘kim 9 YTL’lik biletlerden aldı diye’ kimse elini kaldırmazsa da sizi mahkemeye vereceğim.

+ + + + +

-Samsun’a iki kişilik 9 YTL’lik biletlerden istiyorum. Ayın 8’ine.
-Var efendim. İsimleri alayım lütfen.
-Kızım bagajda filan değil, normal koltukta uçacağız değil mi biz?
-Elbette efendim.
-Emin misin sen?
-Eminim tabi efendim.
-İyi, alayım o zaman.

Yorum (4) Yorum yaz!

4/4/2006 ·

Bir simitçinin müşteri memnuniyeti

http://www.hasanyasar.com/'da okuduğum bir yazıyı paylaşmak istedim. Keşke bu anlayış herkesde olsabilse.

 

 

SimitYazılarımda genelde epostalardan gelen yazıları yayınlamak gibi bir adetim yok ama bugün hoşuma giden bir yazı geldi ve paylaşmak istedim. Yorum katmadan yazıyı buraya ekledim.

Ankaralı Simitçi
Son bir yıldır öğle yemeklerini dışarıda yemek durumunda kaldığımızdan işyerinden iki ağabeyimle Tunalı civarlarında yemeğimizi yiyor ve öğleden sonrası için de Tunalı Pasajı karşısındaki köşeden simit alıyoruz.

Yaklaşık on-on beş gündür tezgahın başka birisi tarafından işletildiğini fark etmiştim. Dün bu sefer simidi ben alacağım diyerek, tezgaha gittiğimde simitçi ortalıkta görünmüyordu. Ben de her tezgahın başında simitçi olmadığında, Türklerin yaptığı refleks ile tezgahın camını açacak ve parayı koyarak iki tane simit alacaktım. Öyle de yaptım tezgahın sürgülü camını açtım 1 YTL' yi rafa koydum ve tam simitleri alacaktım ki, orada üstüne el yazısıyla bir şeyler yazılmış, müsvedde kağıtları gördüm.
Beni iyi tanıyanlar ne kadar meraklı olduğumu bilirler; "Yahu bu da nedir, ne yazmış bu adam acaba, bir bakayım," dedim:
8:10 - 2
8:15 - 1
8.21 - 1
8.22 - 2
Anlayacağınız bu listede öğleye kadar hangi dakikada kaç simit satıldığı yazıyordu. Sonra bu listenin altına 13:55 - 2 yazıp, ne yazdığıma dikkat etsin diye 2'nin üstüne bir de yıldız koydum ve simitleri aldım. Veritabanı tutmaya bayılırım. "Allahım adamdaki bilince bak, veritabanı tutuyor!" dedim. Ama emin değildim. Belki de belediye böyle bir şeyler istemiştir falan... dedim. Neyse uzatmayayım, bugün yine aynı simitçiye uğradım, bu sefer oradaydı. Nasılsın, iyi misin, hoşbeşinden sonra" 13:55 simitlerini toplama ekledin mi?" diye sorunca:
- "Abi sen miydin o?" diye gülümsemeye başladı.
-- "Neden böyle bir liste tutuyorsun?" diye sordum, "Belediye mi istiyor?"
- " Yok abi, ben 15 gün önce aldım bu tezgahın işletmesini, henüz yabancısıyım müşterinin dedi.

Bunları dakika dakika yazıyorum, hangi saatlerde müşteri yığılıyorsa, ona göre sıcak simit getireceğim, o gün sabahın simidi akşama kaldı, utandım müşteriden" dieyince ellerine sarılıp öpmek geldi içimden.
Yaa işte böyle... İster CRM (Customer Related Management) deyin, ister PR (Public Relation), isterseniz de Market Research... Zekâ, işine saygı, kâr arttırma bilinci... Hepsinin sonucunda yaratılan gerçek katma değer ve farklılaşarak rakiplerinden ayrılma... Bunları öğretmek için yıllarca insanları yüksek ücretli okullarda okutuyorlar. Sonuç " veritabancı simitçinin " yanından bile geçemeyecek olanlar bakın her yerde yüksek maaşlar alıp, endam gösteriyorlar.
Levent Hacıyusufoğlu

Yorum (yok) Yorum yaz!

4/4/2006 ·

Cappy'nin meyva ağaçları

Cappy yine başarılı açıkhava reklamı yapmış. Daha önce Nişantaşı ve Bağdat Caddesi'nde gördüğüm Cappy meyva kutularının asılı olduğu ağaçlarla başlattığı çalışmayı bu sefer posterlerin asıldığı panoların üzerine, üzerinde meyveler sarkan dallar yerleştirmiş. Dikkat çekici ve kente estetik katan bir çalışma bana göre...

Tebrikler...

Yorum (yok) Yorum yaz!

27/3/2006 ·

Türkan Şoray'lı Dinarsu Reklamı

Türkan Şoray'ın rol aldığı Dinarsu Reklamı televizyonlarda gözünüze çarpmıştır. Diğer halı reklamlarıyla karşılaştırıldığında başarılı bir reklam çalışması olduğunu söyleyebiliriz. Çekim tekniği ve diyaloglar reklamı izlenir kılarken, markanı akılda kalmasını da sağlıyor. Yalnız ben reklamı iki bölüme ayırıyorum ve ikinci bölümün gereksiz olduğunu düşünüyorum. Hani çay ikram edilme sahnesinden sonraki diyalogların abartılı ve gereksiz olduğunu düşünüyorum. Hem reklamın süresini uzatmış hem de verilmek istenen mesajın gereksiz bir şekilde abartılmasına yol açmış. Üstelik çay ikramı yapan kadın oyuncunun da konuşma tarzı bana göre son derece itici. Umarım reklamın ikinci bölümü kesilerek yayınlanmaya başlar. Hem bu şekilde reklamın süresi de kısalarak, daha fazla frekans girme şansı elde etmiş olur.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

26/3/2006 ·

Pazarlamanın boyutları değişiyor

Pazarlamanın boyutları iyiden iyiye değişmeye başladı. Adidas Originals 2006 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu’nun yeni serisi ‘adicolor’, kullanıcılara içlerindeki yaratıcılığı harekete geçirme, kendini ifade etme ve sınırsız tasarımlar ortaya koyma fırsatı sunuyor. Ayakkabı ve tekstil ürünlerinden oluşan koleksiyonun yanında verilen özel kalemlerle, istenilen renkler kullanılarak istenilen biçim ve desen oluşturulabiliyor. Yani müşteri kullanmak istediği ayakkabıyı kendisi tasarlıyor. Bunu hatırladığım kadarıyla Nike'da yapıyordu. Artık müşteri kullanacağı markanın özelliklerini de ilk elden kendisi belirleyebiliyor.  


 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »